Sponsorlu Bağlantılar

Elini Degil

| 12 Nisan 2012 | 0 Comments |

   

İbrahim Paşa, Şam´da bulunduğu bir gün, Emeviyye Câmii´ne girdi. O

sırada içerde Şam´ın büyük âlimi Şeyh Saîd el-Halebî (rh.), cemaate

ders anlatıyordu. İbrahim Paşa gelip Şeyh Saîd´in yanına oturdu.

Ayaklarını uzatmış olan Şeyh, Paşa gelmesine rağmen hiç aldırış

etmedi. Bu vaziyet İbrahim Paşa´yı çok kızdırdı ve hemen câmiden

ayrıldı.

Paşa köşküne geldiğinde, dalkavuklar etrafını çevirerek onu şeyhe

karşı kışkırtırlar. Onların sözlerinin tesirinde kalan Paşa, Şeyh´in

hemen yakalanıp kendisine getirilmesini emreder. Fakat askerleri

gönderdikten biraz sonra da, yaptığı bu işten pişman olur. Çünkü bu

hareketinin, başına birçok gâileler açacağını düşünür ve o

kararından vaz geçer. Kendi kendine, onu yakalatmak yerine, ona

hediyeler göndermeyi düşünür. Eğer Şeyh bu hediyeleri kabul ederse,

bir taşla iki kuş birden vurmuş olacaktır. Kısacası hem Şeyhi

kendine bağlamış olacak, hem de onun halk nazarındaki itibarını

düşürecek; böylece, Müslümanlar arasındaki nüfûz ve tesirini yok

edecektir.

Paşa bu düşüncesini tahakkuk ettirmek için, Şeyh´e hemen 1000 altın

gönderir. Vezirine, bu paraları Şeyh´e, talebelerinin ve

müritlerinin görüp duyabileceği bir zaman ve zeminde vermesini

tenbih eder. 1000 altını alan vezir, doğruca Emeviyye Câmii´nin

yolunu tutar. Şeyhin talebelerine ders okuttuğunu görünce, kolladığı

ânı yakalamanın sevinciyle onlara selâm verir ve yüksek sesle:

-Şu 1000 altını, Paşa hazretleri, ihtiyaçlarınızı görmeniz için size

gönderdi, der.

Şeyh, şefkatle vezirin yüzüne bakar ve sâkin bir edâ ile şöyle cevap

verir:

-Evlâdım! der. Efendinin paralarını geri götür ve ona de ki: ´O sana

ayaklarını uzatmış, ellerini değil…

   

Kategori: Dini Hikayeler

hep haber

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hepsaglik