Sponsorlu Bağlantılar

Huzurda Irade

| 12 Nisan 2012 | 0 Comments |

   

Son devir mutasavvıflarından Şeyh Muhammed Nûru l-Arabî nin “beşerî irâde”yi, yâni cüz î irâdeyi inkâr ettiği yolunda bir dedikodu yayılır. Bunu duyan Sultân Abdülmecid Han, Hazret-i Pîr in huzûr derslerine çağrılmasını ve orada kendisine bu meselenin sorulmasını irâde buyurur. Fermân yerine getirilerek Şeyh Muhammed Nûru l-Arabî huzûr dersine dâvet edilir. Orada kendisine meselenin keyfiyeti suâl olunduğunda Hazret, şöyle cevap verir:

“Kulda cüz î bir irâde elbette mevcuddur. Mes ûliyetin kaynağı da budur. Ancak herkeste ve her zaman değil. Meselâ ben elbette cüz î bir irâde sâhibiyim. Lâkin pâdişâhın emriyle geldim. Buradan kalkıp gitmek ise benim elimde değildir. “Gel” denilir geliriz; “git” denilir gideriz. Demek ki burada irâdem -belli bir hususta- yok hükmündedir. Aynı şekilde pâdişâhın huzûrunda bulunduğumdan dolayı yapabileceğim hareketler de sınırlıdır.

Bâzı kimseler de aynen bu misâlde olduğu gibi dâimî bir sûrette Rab lerinin huzûrunda bulunduğunun idrâki içinde yaşar. Allâh her yerde hâzır ve nâzır olduğu halde pek çok kimse, kendilerini sâdece namazda huzûr-ı ilâhîde kabul ederler. Hâlbuki belli bir mânevî mertebeye yükselmiş olanlar, her an huzûr-ı ilâhîde bulundukları idrâki ile yaşarlar. Böyle kimselerde cüz î irâdenin var sayılıp-sayılmayacağını varın siz takdîr edin.” demiş ve bu cevap pâdişâhın hoşuna gittiğinden, Şeyh Muhammed Nûru l-Arabî ye ihsan ve ikrâm etmiştir.

   

Kategori: Dini Hikayeler

hep haber

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hepsaglik