Sponsorlu Bağlantılar

Kabak

| 12 Nisan 2012 | 0 Comments |

   

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücâhede makamının sonuna gelir. Meşrebin usûlünce bundan sonraki makam Kalenderîlik makamıdır. Yani her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir… Saç, sakal, bıyık, kaş… ne varsa hepsinden. Derviş, usûle uygun hareket eder, soluğu berberde alır.

-Vur usturayı berber efendi, der.Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmamış kısmına okkalı bir tokat atarak:

– Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer. Dervişlik bu… Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:

“Kabak aşağı, kabak yukarı…”

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir

karnına dalıverir. Kabadayı oraya yığılıp kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın…

Bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayr-i ihtiyarî sorar:

– Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

– Vallahi gücenmedim; ama!.. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir Sâhibi var.

O’nun gayretine dokunmuş olmalı!..

   

Kategori: Dini Hikayeler

hep haber

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hepsaglik