Sponsorlu Bağlantılar

Namazda Huşu

| 09 Nisan 2012 | 0 Comments |

   

Huşû ile kılınan namaz, mü’minlerin gözlerinin nurudur… Sevgililerin ruhlarına lezzet verendir o… Onunla Kerim ve Hakîm olan Allah’a yakın olunur. Yine onunla nimetlere nail olunur. Ondadır ecir, ondadır felah (kurtuluş). Kulun ilk sual edileceği şey ondan başkası değildir. Nebî -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in gözlerinin nuru, son sözü ve son vasiyetidir de o.

O, saadetin de anahtarıdır. Sıkıntılarımızın giderildiği muştulu bir haber durumunda “Şükür Namazı” kılarız. Rızkımızın artmasını istediğimiz durumlarda namaz kılar, secde ederiz.

“Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Sonuç takva iledir.” (Tâhâ 20/132)

Bir işimizin olmasını istediğimiz durumlarda “Hacet Namazı” kılarız.

Bir işimizin olmasını ya da olmamasını istediğimiz hallerde “İstihare Namazı” kılarız.

Kuraklık durumunda “İstiskâ Namazı” kılarız.

Güneş ve ay tutulmalarında “Kusûf namazı” kılarız.

Hz. Zekeriya -aleyhisselâm- kendisine refakat edecek ve kendisinden sonra ona varis olacak, onu temsil edecek bir evlat istemişti. O mihrapta namaz kılarken melekler onu Hz. Yahya -aleyhisselâm- ile müjdelemişti.

“Zekeriya, mihrapta durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nidâ ettiler: Allah sana kendisi tarafından gelen bir kelimeyi tasdik edici, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler.” (Âl-İmran, 39)

Allah’ın, aziz Kur’ân’d namaz hakkında beyan buyurduğu bazı âyetler şöyledir:

“Gerçekten mü’minler felaha erdi. Onlar ki namazlarında huşû içindedirler” (el-Mü’minûn, 23/1-2)

Allah-ü Teâlâ bu surede firdevs cennetine nail olan mü’minlerin vasıflarını sayarken tekrar namaza vurgu yaparak:

“Ve onlar ki, namazlarını (vakitlerinde kılarak) muhafaza ederler” buyurmuştur. (el-Mü’minûn, 23/9)

Bir başka ayet-i celilede:

“O rical ki (o erler ki) onları ne bir ticaret ne bir alım-satım Allah’ın zikrinden, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymaz. (Onlar) kalplerin, gözlerin (dehşetten) ters döneceği günden korkarlar” (en-Nur 24/37)

Başka bir ayet-i kerimede:

“Her nefis kazandığına karşılık bir rehinedir (Hesabını doğru vermekle kendini kurtarabilir). Yalnız kitapları sağdan verilenler müstesna… Onlar cennetler içindedir. Mücrimlere (günahkarlara) «sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir» diye (uzaktan uzağa) sorarlar. (Onlar da) «biz namaz kılanlardan değildik» dediler” (el-Müdessir 74/38-43)

Bu ayet-i celilede mücrimleri cehenneme sokan nedenlerin başında namaz kılmamaları sayılmaktadır.

Yine aziz ayetlerin bir başkasında:

“İnsan, tahammülsüz (hırslı) yaratılmıştır. Kendisine şer (kötülük) dokunduğu zaman sızlanır, feryadı basar. Kendisine hayır dokunduğu zaman mani olur. Ancak namaz kılanlar müstesna” (el-Mearic 70/19-22)

Nebi -sallallâhu aleyhi ve sellem’in namaz konusundaki nümune-i imtisal sözleri ve davranışları da şöyledir:

“Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız siz de öylece kılın” (Buhârî, Ezân, 18)

Enes -radıyallâhu anh- şöyle demiştir: “Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem size de öylece namaz kıldırmaktan vazgeçmeyeceğim. Rasulullah -aleyhisselâm- başını rukûdan kaldırdığında O’nu gören kimsenin, «secde etmeyi unuttu» diyeceği kadar ayakta kalırdı. Başını secdeden kaldırınca iki secde arasında yine Zat-ı Risalet-penahilerini gören, ikinci secdeyi unuttu, diyecek kadar otururdu”

Nebi -sallallâhu aleyhi ve sellem- namazın başka bir meşguliyeti barındırmayacağı konusunda:

“Şüphesiz namazın kendisi başlı başına mühim bir meşguliyettir” buyurmuştur. (Müslim, Mesâcid, 34)

Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in namazı konusunda Abdullah bin Şıhhîr -radıyallahu anh- şöyle demiştir:

Bir keresinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gitmiştim. Namaz kılıyor ve göğsünden kaynamakta olan kazanın fokurtusu gibi ağlamaklı iniltisi duyuluyordu.” (Ebû Dâvûd, Salât, 158. Ayrıca bk. Nesâî, Sehv 18)

Nebi -sallallâhu aleyhi ve sellem- yanında namazdan daha sevimli bir şeyin olamayacağı konusunda:

“Namaz gözümün nuru kılındı” buyurmuştur. (Ahmed, III, 128)

Nebi -aleyhisselâm- Hz. Bilal -radıyallâhu anh-’a hitaben:

“Yâ Bilal! (Ezan okuyuver de) bizi namazla ferahlandır.” buyururdu. (Ebû Dâvud, Edeb, 78)

Hz. Ebubekir -radıyallâhu anh-’ın merhamet ve ağlamaklı sesi saflardan duyulur, adeta ondan bir leğen su arta kalırdı.

Diğer sahabîlerin namazları da öyle huşû içinde kılınırdı.

Keza daha sonra gelen salihlerin de namazları öyle idi.

Ali ibn-i Hüseyin abdest aldığı zaman onu bir titreme alır, soğuk soğuk terlerdi. Ona bu halini soranlara şöyle derdi:

“–Siz biliyor musunuz az sonra kimin huzurunda bulunacağım?…”

Âmir ibn-i Abdullah ibn-i Zübeyr kendisi ölüm döşeğinde idi. Nefesleri sayılı iken yakınları etrafında ağlaşıyorlardı. Akşam ezanını duyunca etrafındakilere:

–Beni kaldırın, dedi.

–Hayrola nereye? dediler.

–Mescide!

–Bu halinle mi? dediler.

–Sübhanâllah, münadiyi duyayım da ona icabet etmeyeyim mi? Bu mümkün mü? Beni kaldırın! dedi

Yakınları refakatiyle taşınarak mescide götürüldü ve orada musallada imamla beraber bir rekat kıldıktan sonra secdede vefat etti.

Atâ ibn-i Sâbit diyor ki: Hastalığını duyduğumuz Abdullah Sülemî’ye gidip ziyaret edelim, dedik. Dediler ki o musallâda (Mescidde) kalıyor. Biz bunu garip karşıladık. Evde yatağı dururken mescidde ikâmet ediyor olması tuhafımıza gitti. Mescide girince onu orada namaz kılarken gördük. Sayılı nefeslerinin kendisini zorladığını görünce korktuk ve üzüldük:

–Ya şeyh! Yatağında olsan senin için daha rahat olmaz mıydı? dedik. Şu cevabı verdi:

–Bana falan oğlu falandan bir hadis-i şerif aktarıldı ki, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- kişinin cemaate devamla namaz kılmasının daha hayırlı olduğunu bildirmiş. Ben isterim ki musallada (Mescidde) namaz kılarken ruhum kabzedilmiş olsun.

Namazın cemaatle kılınacağı konusunda Allâh Teâlâ:

“Rükû edenlerle rükû edin!” buyuruyor. (el-Bakara 2/43)

Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- sağlık ve âfiyetinde, hazarda seferde, hastalığında hatta savaşta bile cemaatle namaz kılmıştır.

Abdullâh ibn-i Ümm-i Mektûm (âmâ) ayağa kalkarak dedi ki:

–Yâ Rasûlallâh! Ben gözlerimden özürlüyüm. Beni götürecek rehberim de yok evde kılmam için bana ruhsat var mı?

–Nidâyı (ezanı) duyuyor musun?

–Evet yâ Rasûlallâh!

–O hâlde cemaatle (mescidde) hazır bulun!

–Yâ Rasûlallâh! Evimle onun arasında hurmalık ve ağaçlar var ve rehberim de yok.

–Sen ikâmeti duyuyor musun? (Yani evin yakın mı?)

–Evet yâ Rasûlallâh!

–Orada hazır bulun. (Müslim, Mesâcid, 255; Ebû Dâvûd, Salât, 46)

Ve kendisine ruhsat verilmedi.

Evet… İnsanın kendisinin azametli bir Melik’in, Sultân’ın huzurunda hakîr, basit bir yaratık olduğunu, semâvâtın O’nun azametine, arzın (yer kürenin) O’nun heybetine, dağların O’nun kudretine, yıldız ve yıldız kümelerinin (galaksilerin) O’na secde ettiğinin şuurunda ve bilincinde olması lâzım geldiğini bilmesi gerekir.

Allâh-ü zü’l-celâl Hazretleri, azamet ve kudretimi şu âyetle bildirmektedir:

“Görmedin mi ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allâh’a secde ediyor.” (el-Hac 22/18)

Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih edip zikrediyor olması ancak insanların bu tesbihi anlayamayacağı konusunda Allâh Teâlâ bizleri şu âyetle uyarmaktadır:

“Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O’nu tesbih ederler. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O Halîm’dir, çok bağışlayandır.”1 (el-İsrâ 17/44)

Allâh Teâlâ öyle azîm bir Rab ki kulunun namazından asla gafil değildir. Kul “Elhamdülillah” dediğinde Allâh:

–Kulum Ben’i senâ etti, Ben’i övgü ile andı! buyurur. Kul: “Mâliki yevmi’d-dîn” dediğinde Allâh Teâlâ:

–Kulum Ben’i yüceltti, buyurur. Yine kul: “iyyâke na’budü ve iyyâke nestaîn” dediğinde Allâh -celle celâlüh-:

–Kuluma istediği verilecektir, buyurur.

Şeytan namaza buğzettiği kadar hiçbir şeye buğz etmemiştir.

Şeytan insanı Allâh’a secde ederken gördüğünde hemen bir kenâra çekilir. Eyvahlar olsun. Âdemoğlu secde ile emr olununca hemen secde etti ve ona cennet var. Ben ise secde ile emr olundum, isyan ettim ve bana ateş hak oldu. (Müslim)

“Şeytan namazda yanınıza gelerek o ana kadar hiç aklında olmayan şeyleri, şunu hatırla, bunu hatırla diyerek hatırlatır. Hatta insana kaç rekât kıldığını bile unutturur.” (Buhârî-Müslim)

Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- mescidde sohbet hâlinde iken biri gelir namazını kılar. Fahr-i Kâinât’a selâm verir. Nebî -sallallâhu aleyhi ve sellem- selamını aldıktan sonra şöyle buyurur:

“–Dön namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın.”

Bunun üzerine kişi gider namazını kılar. Selam verip Nebî -aleyhisselâm- da selâmını aldıktan sonra yine:

“–Dön namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın.” buyurunca aynı şahıs tekrar gider namazını kılar. Üçüncü defa aynı söze mâruz kalınca Efendimiz’e -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

–Yâ Rasûlallâh! Bundan daha iyisini yapamıyorum. Bana doğrusunu öğret, der. Bunun üzerine Nebî -sallallâhu aleyhi ve sellem- ona namazı şöyle tarif eder:

“–Önce ayağa kalk, iftitah tekbirinden sonra Kur’an’dan sûreler oku. Sonra rükûa git. Rükûda itmi’nan ve istikrar buluncaya kadar… Sonra kalk ve doğrul. Ayakta itmi’nan ve itidal buluncaya kadar… Sonra secdeye git. Secdede mutmain oluncaya dek…Sonra diğer rekâtlarını da öylece tamamla…” (Tirmizî, Salât, 110; Ebû Dâvud, Salât, 143-144)

Yoksa kuşların yemleri gagalaması gibi namaz kılınmasını nehyetmiştir.

Bizim bir çoğumuzun namazı bu zâtın kıldığı namazdan farklı değildir. Bizler de aynı hitaba maruz kalacağımızın düşünce ve idraki içinde bulunmamız gerekir. Allâh -celle celâlüh- bizlere rahmetiyle muâmelede bulunsun. Huşû ile namaz kılanlar cümlesine ilhâk etsin. Âmîn.

Dipnot:

1) Fizik biliminin inkişâfıyla hareketsiz, câmid ve cansız sanılan madde ve varlıkların atomlardan oluştuğu, atom çekirdeğinin çevresindeki elektronların akla hayranlık verecek bir hızla dönmekte olduğu bilinmektedir. İşte maddenin en küçük parçası bu hareketleriyle Allâh’ı tesbih etmekte ve her zerre O’nun şânının yüceliğini bize hatırlatmaktadır.

Kaynak: Altinoluk dergisi, 03/2005

   

Kategori: Namaz

hep haber

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hepsaglik