Sponsorlu Bağlantılar

ALKAME BİN KAYS

| 20 Mayıs 2012 | 0 Comments |

   

Alkame ibn Kays, tefsir, kırâat, fıkıh ve hadîs ilimlerinde Tabiîn’in önde gelen isimlerindendir. Künyesi Ebû Şibl’dir. Alkame ibn Kays, muhadramlardandır; yani Peygamber Efendimiz hayatta iken Müslüman olmuş, fakat O’nu görememiştir.
Alkame ibn Kays, içinden bir çok âlim çıkaran Yemen’in Nehâ ailesindendir. Tâbiînin ilim, zühd ve takvasıyla önde gelen isimlerinden Esved ibn Yezid en-Nehâî onun amcası, İbrahim en-Nehâî de halasının oğludur.

İlmî otoritesiyle yaşadığı dönemde bile şöhret bulmuş Alkame ibn Kays, rivâyetlerine müracaat edilen müstesna bir âlimdir. Ashabı Kirâm’dan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Âişe, Abdullah ibn Mes’ud, Hüzeyfetü’l-Yemâni, Selmân-ı Fârisî, Hâlid ibn Velid, Ebu’d-Derdâ ve Amr ibn Şurahbîl (radiyallahü anhüm ecmaîn) gibi pek çok sahabe ile görüşmüş ve onlardan ilim alıp hadîs rivâyetlerinde bulunmuştur. Hz. Ali ile Nihavend’de Hariciler’e karşı elinde kılıcı ile bizzat savaşmıştır. Horasan fetihlerine de katılan Alkame, Merv’de iki sene kalmıştır.

Muasırlarını (çağdaşlarını) aşan muallâ kâmetinin (yüksek makamının) yanında çok da mütevâzı bir kişiliği olan Alkame ibn Kays, Ebû Hanîfe’yi yetiştirecek Kûfe mektebinin kurucusudur. Kûfe’de yetişen bütün Tabiîn imamları.. ve başta da, birçok sahâbi görmüş Amr ibn Şurahbîl kendisinden rivâyette bulunur ve yanındakilere de şöyle derdi:

“Haydi, oturması-kalkması, duruşu ve davranışları ile insanların Abdullah İbn Mes’ûd’a en çok benzeyeninin yanına gidelim.” Abdullah İbn Mes’ûd için de: “Nebî’ye insanların en çok benzeyeni” denirdi. İbn Mes’ûd, yapı olarak ufak tefekti ama, namaza duruşu, namazdaki huşûu ve derinliğiyle Allah Rasûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) çok benzerdi. Alkame de, İbn Mes’ûd’u temsil etme gayreti içindeydi. Bu öyle bir benzerlik ve temsildi ki; nasıl Allah Resûlü: “Kur’ân’ı İbn Ümmü Abd’den -yani, İbn Mes’ûd’dan- dinleyin.” (Buhârî, “Fezâilü’l-Ashâb,” 26, 27; Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe, 118) buyurmuştu; İbn Mes’ûd da çok defa: “Çağırın Alkame’yi, bana Kur’ân okusun” derdi. Alkame gelir ve okumaya başlardı. Okur okur, nihayet okumayı bitirince İbn Mes’ûd yine: “Oku; anam babam sana feda olsun!” diyerek, devamını isterdi.

Abdurrahman ibn Hürmüz el-A’rec diyor ki: “Alkame, yaşadığı dönemde Kur’ân-ı Kerîm’i en güzel okuyanlardan biri idi. İbn-i Mes’ûd ne zaman onun okuyuşunu dinlese, kendinden geçer ve; ‘Eğer Resûlüllah seni görseydi, seninle mesrûr olurdu’ derdi.”

Nitekim Ahmed ibn Hanbel’e Tabiûn’un en faziletlileri kimlerdir diye sorulduğunda; “Osman en-Nehdî, Kays ibn Ebi Hâzim, Alkame ibn Kays ve Mesrûk ibn el-Ecda’dan daha faziletlilerini bilmiyorum” demiştir. (Kâsimî, Kavâidu’t-Tahdîs, s. 75)

Alkame ibn Kays, tefsir, kırâat ve fıkıh ilmini Ashab-ı Kirâm’ın büyüklerinden Abdullah ibn Mes’ûd’dan öğrenmiştir. Onun dersleri vasıtasıyla engin bir ilme sahip olmuştur. Nitekim hocası Abdullah ibn Mes’ûd onun hakkında: “Benim okuduğum her şeyi okur ve bildiklerimi bilir” buyurmuştur.

Esved ibn Yezîd de: “Abdullah ibn Mes’ûd’u Alkame ibn Kays’a ders verirken gördüm. İbn Mes’ûd, ona sûreleri öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretiyordu” demiştir.

Bilhassa fıkıh ilminde haklı bir itibar kazanan Alkame ibn Kays çok sayıda talebe yetiştirmiş, Ehl-i Sünnet itikadının öğretilmesi, yerleşmesi, yayılması ve daha sonraki nesillere intikalinde büyük hizmetleri olmuştur.

Kurucusu olduğu Kûfe mektebinde Esved ibn Yezid en-Nehâî, İbrahim en-Nehâî, Ebû Hanîfe’nin hocası Hammad İbn Ebî Süleyman, Ebû Vâil Muhammed ibn Sirîn, Şa’bi, Abdurrahman ibn Alkame ve İmâm Zührî gibi meşhur yüzlerce kişiyi yetiştirmiştir. Kendisi yüzlerce sahâbîden hadîs aldığı gibi yüzlerce tâbiîn de kendisinden hadîs almıştır. Kûfe’yi kendinden sonra gelen ilim ehli için münbit (verimli) bir zemin olarak hazırlayan Alkame olmuştur.

Ehl-i Sünnet’in reisi ve Hanefi Mezhebinin kurucusu İmâm-ı A’zam Ebû Hanife (ö. 150/767), ilmini onun talebeleri zincirinden almıştır.

Zühdü ve takvası dillere destan olan büyük İmam Ebû Hanife Alkame’ye o kadar hayrandı ki: “Alkame, bazı noktalarda bazı sahâbîlerden daha ileride olabilir; yani fıkıh ve hadîste bazı sahâbîlerden daha derin, daha çok vukuf sahibi olabilir” derdi.

Nitekim Kâbus ibn Ebî Zabyan’dan nakledilen şu olay da Ebû Hanife’nin görüşünü desteklemektedir.

Babama: “Neden Rasûlullah’ın ashabını bırakıp Alkame’ye gidiyordunuz?” diye sorduğumda, babam:

“Rasûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabının, Alkame’ye sorular sorduğunu ve fetva istediklerini gördüm.” cevabını verdi.

Kendisini bilmez nasipsizin birisi bir gün, Alkame’nin kapısının önünde dikilir ve ona ağzına gelen her şeyi söyler. Koca İmam, onca hakaret karşısında hiç tavrını bozmaz ve karşısındakinin hakaretleri bitince şu âyeti okur: “Mü’min erkek ve kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet verenler, işlemedikleri bir günahtan dolayı onları karalayanlar, çok ciddî bir bühtanda bulunmuş ve apaçık bir günaha girmiş olurlar” (Ahzâb, 33/58). Adam: “Ne yani, sen mü’min misin?” der. Koca imamın cevabı, tam kendisine yakışır şekildedir: “Umuyorum.”(Buhârî, “Fezâilü’l-Ashâb, 13)

Alkame ibn Kays, çok rivâyeti olan (Muksirûn) ravilerdendir. Temel hadîs kitaplarında onun rivâyet ettiği 333 hadîs bulunmaktadır. Cerh ve ta’dil ilminin büyük imamlarından Zehebî ve İbn Hacer tarafından ‘sika/güvenilir’ olarak kabul edilmiştir.

Alkame, hadîs ilminde hâfız (hadîs-i şerîf âlimi) derecesinde idi. O, hadîs-i şerîfleri senetleri ile ezbere bilirdi. Rivâyet ettiği hadîs-i şerifler, Kütüb-i Sitte denen meşhûr altı hadîs külliyatında yer almaktadır.

Alkame ibn Kays, tefsir ilminin de büyük imâmlarındandır. Âyet-i kerîmeleri tefsir ederken hadîs-i şeriflere mürâcaat ederdi. En’âm sûresi 82. âyet-i kerimenin tefsiri hakkında İbn-i Mes’ûd’dan şöyle rivâyet etmiştir: “İman edip imanlarına zulüm bulaştırmayanlar var ya, işte korkudan emin olma onların hakkıdır, doğru yolda olanlar da onlardır.” âyet-i kerîmesi nâzil olunca Ashâb-ı kirâm; “Hangimiz zulüm işlememiş bulunuyoruz?” diye Resûlüllah’a sordular. Resûlü Ekrem (s.a.s.): “Bu, sizin hakkınızda değildir” buyurmuş ve sonra da: “Hani Lokman da oğluna nasîhat ederek demişti ki: ‘Oğlum, Allah’a şirk koşma! Şüphe yok ki bu şirk pek büyük bir zulümdür’ (Lokman, 31/13) meâlindeki âyeti okumuş, bu âyet-i kerîme ile En’âm sûresi 82. âyetteki zulmün, Allah’a ortak koşmak demek olduğunu bildirmiştir. (Buhari, “Tefsir [En’âm 3] [Lokman 1]”)

Kırâat ilminde de oldukça önemli bir yere sahip olan Alkame ibn Kays, meşhur kıraat alimlerinden Yahyâ ibn Vessâb, Ubeyd ibn Nadle ve Ebû İshak es-Sebiî’nin de hocasıdır.

Hayatını şaşaa ve debdebeden uzak mütevazı bir şekilde yaşayan Alkame ibn Kays, bu dünyadan ayrılma zamanı gelip hakkın huzuruna çıkacağı anı beklediği saatlerde şöyle vasiyette bulunuyordu:

“Ben vefât ederken başımda ‘Lâ ilâhe illallah’ diyerek telkinde bulununuz. Vefât haberimi yaymayın ve beni hemen kabrime götürün.”

Alkame, 62/681’de Yezîd b Muâviye’nin (ö. 64/683) hilafeti döneminde 90 yaşında iken Kûfe’de vefat etmiştir.

Alkame, vefat ettiğinde aile efradına miras olarak, evinden, bineğinden ve bir mushaftan başka bir şey bırakmamıştır. Onu da, hastalığında yanında kalan azatlı kölesine vasiyet etmişti.

Allah, bizleri şefaatine nail eylesin. Amin!.

   

Kategori: İslam Alimleri ve Evliyalar

hep haber

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hepsaglik