Sponsorlu Bağlantılar

Ibnu’l-Kayyim el-Cevziyye

| 19 Mayıs 2012 | 0 Comments |

   

Ismi ve Soyu

Ibnu’l-Kayyim el-Cevziyye’nin adi Muhammed, künyesi Ebu Abdillah, lakabi Semsuddin, unvani Zür’i’dir. Babasinin adi Ebubekir ibnu Eyyub’dur. Sam’da dogdu. Babasi Cevziyye Medresesi’nin kayyimi oldugu için kendisi Ibnu’l-Kayyim el-Cevziyye diye taninmistir.

Ilmi Tahsili ve Derecesi

Ögrenim hayatina babasindan aldigi derslerle baslayan Ibnu’l-Kayyim, Mecduddin Ebu Bekir ibnu Muhammed et-Tunusi ve Muhammed ibnu Ebi’l-Feth el-Ba’lebeki’den Arap dili ve edebiyati, Safii alimi Safiyyuddin el-Hindi’den Kelam ve Usul, Mecduddin Ismail ibnu Muhammed el-Harrani ile Takiyuddin ibnu Teymiyye’den Fikih okudu. Fikihta asil hocasi Ibnu Teymiyye olup onun birçok eserini bizzat kendisinden okuma imkani buldu. Ibnu’l-Kayyim birçok hocadan ders almis olsa da onun üzerinde en çok etkisi bulunan kisi 712 yilinda Misir’dan dönmesinden ölümüne kadar (728) sürekli beraber bulundu Ibnu Teymiyye olmustur. Hatta Ibnu’l-Kayyim’in ilmi birikim ve söhretini büyük ölçüde Ibnu Teymiyye’ye borçlu oldugu söylenebilir. Gerçekten de bu ikisi örnegi az rastlanan bir hoca-talebe iliskisi sergilemislerdir. Ibnu’l-Kayyim, hemen her zaman hocasi Ibnu Teymiyye ile birlikte anilmakta ve ona olan asiri sevgi ve bagliligi özellikle belirtilmektedir. Bu baglilik, hocasinin eserlerini tehzib ve görüslerini yayma konusundaki çabalarinda ve yazdigi eserleri büyük çogunlukla hocasinin görüslerini açiklamasina hasretmesinde açikça görülmektedir.

Ibnu’l-Kayyim, salt bir taklitçi olmayip delile göre davranmayi ilke edinmekle beraber hocasi gibi genelde Hanbeli mezhebinin usul anlayisi çerçevesinde hareket etmis, özel olarak da Ibnu Teymiyye’nin görüsleri dogrultusunda tavir sergilemistir. Bunun için Ibnu Teymiyye ile birlikte Selefiye ekolünün bayraktari kabul edilmistir.

Yeni Hanbelilik veya Selefilik diye adlandirilan akimin önde gelen ismi olmasi dolayisiyla Ibnu Teymiyye’nin Memlük idarecilerinden gördügü baskilar büyük oranda talebesi Ibnu’l-Kayyim için de söz konusudur. Gerek Ibnu Teymiyye’yle bulunmasi gerekse bazi görüsleri sebebiyle yöneticilerle arasinin pek iyi olmamasi sebebiyle Ibnu’l-Kayyim, biri Hz. Ibrahim (a.s.)’in kabrini ziyaret etmek amaciyla yolculuk yapilmasina karsi çikmasi yüzünden olmak üzere birkaç defa hapsedilmistir. Hicri 726 yilinda Ibnu Teymiyye ile birlikte Dimesk kalesine hapsedilmis, muhtemelen Ibnu Teymiyye kadar tehlikeli görülmedigi için hocasinin ölümünden sonra serbest birakilmistir.

Hafiz Ibnu Receb onun ilmi derecesi hakkinda sunlari söyler: “O bütün Islami bilgilerde yetenekliydi. Fakat Tefsir kolunda onun bir benzeri yoktu. Usulu’d-Din konusunda da en yetkili kisilerdendi. Hadis, Hadis-Fikih ve hüküm çikarmadaki inceliklerde ona denk biri göze çarpmiyordu. Fikih, Usul-i Fikih, Arapça ve Kelam ilminde de üstün bir seviyeye ulasmisti. Tarikat ilmine ve tasavvuf ehli kisilerin isaret ve inceliklerine de haylice vakifti. Ben, Kur’an ve sünnetin ne demek oldugunu, inceliklerini ve iman gerçeklerini ondan daha iyi bilen birini görmedim. O kusursuz, günahsiz degildi. Ama ben bu özelliklere sahip onun gibi birini görmedim.”

Allame Zehebi (öl.748) de söyle der: “Ibnu’l-Kayyim, hadis metinlerini ve hadis ricalini bilmeye çok ilgi duyar, bunlarla çok daha fazla ilgilenirdi. Fikih incelemeleriyle de çok mesgul olurdu. Çok genis ve detayli bir sekilde yazarak Arapça dilbilgisini ögrenmekte, Fikih ve Hadis usulünde çok maharetliydi.”

Ilmi Faaliyeti ve Metodu

Ibnu’l-Kayyim, Ibnu Teymiyye’nin baslattigi islah çabasina katki saglamayi, bu çabayi devam ettirmeyi hedeflemistir. Adalet ve toplum yarari temeline dayali dini ve içtimai islah projesi sayilabilecek bu çabanin esasini selefin yöntemi olarak gördügü Kitap ve sünnetin hakemligine bas vurma, seriatin ruhunu anlama, toplumsal olgulari bu baglamda dikkate alip degerlendirme ve buna bagli olarak taklidin yol açtigi fikri donuklukla mücadele etme olusturmaktadir. Bu noktada Ibnu’l-Kayyim özellikle akidenin selef mezhebine dönülmek suretiyle islahi, taklide karsi fikir hürriyetinin hakim kilinmasi, dini oyuncak haline getirenlerin uydurduklari hilelerle mücadele ve seriatin ruhunu anlama gibi hususlar üzerinde durmustur.

Ibnu’l-Kayyim’in yönteminin genel çizgileri “orta yol üzere olma”, “gelenekçilik” ve “anlamcilik” olarak ifade edilebilir. Onun orta yolcu tutumunun sonuçlari itikad, usul ve fürua dair görüslerinde açikça görülmektedir. Bu anlayisi Islam dinini diger dinler arasinda ve Ehli Sünnet’i diger mezhepler arasinda konumlandirirken de göstermistir. Ona göre Müslümanlar diger din mensuplari arasinda ortada olduklari gibi, Ehli Sünnet de diger mezhepler arasinda ortadadir.

Ibnu’l-Kayyim, bir islah iddiasiyla yola çiktigi için onun fetvalarinda toplumsal bozulma noktalarini, döneminde ortaya çikan bidat ve hurafeleri tespit etme imkani bulunabilir. Bu tavir onun ayni zamanda selefi tutum ve yönteminin de tabii sonucudur. Nitekim kabir ziyaretinin esasen mesru oldugu kanaatini tasimakla beraber özellikle bazi salih kisilerin kabrini ziyaret amaciyla yola çikilmasini caiz görmez.

Ibadet ve Takvasi

Hafiz ibnu Receb anlatiyor: “O, çok ibadet eden ve gecelerini çok uyanik geçiren biriydi. Namazlari uzun ve huzur dolu olurdu. Her zaman zikreden, çalisan, ugrasan biriydi. Onda Allah sevgisinin bir coskusu ve cezbesi, kullugun özel bir hali vardi. Yüzünde ilahi huzura yönelme, yoksulluk, acizlik ve boynu büküklügün nuru görünürdü. Bu hal içinde ben onu baskasina benzemeyen bir insan olarak gördüm. Birçok kez hacc yapti. Bir süre Mekke’de kaldi. Mekkeliler onun çok ibadet edisinin ve çok tavaf edisinin insani hayrete düsüren hallerini anlatmaktadirlar.”

Allame Ibnu Kesir (öl. 774) de kendi tarih kitabinda söyle yaziyor: “Hafiz Ibnu’l-Kayyim çok sevimli bir insandi. Ne kimseye hased eder, ne eziyet eder, ne bir kimsenin ayibini ortaya çikarir, ne de bir kimsede kusur arardi. Ben onun en yakin arkadasi ve sevdigi biriydim. Bizim zamanimizda dünyada ondan daha fazla ibadet eden ve daha çok nafile ibadet yapan biri var miydi bilmiyorum? Namazini uzun uzun kilar, rüku ve secdelerini çok uzatirdi. Bazi kereler dostlari ona kizarlardi ama o bunu terk etmezdi. Sözün kisasi su ki o, genel olarak bütün yönleriyle kendisine benzer kimse az olan biriydi.”

Vefati

Hicri 13 Recep 751 (16 Eylül 1350)’de Çarsamba gecesi vefat etti. Bir gün sonra ögle namazini müteakip Cami-i Kebir’de cenaze namazi kilindi ve Babu’s-Sag’li mezarligina defnedildi. Allah rahmet eylesin ve derecesini yükseltsin.

Eserleri

Herhangi bir ilimde otorite sayilmasa da Kelam, Tefsir, Hadis, Fikih ve Usul-i Fikih’ta derinlesmis olan Ibnu’l-Kayyim’in kaynaklarda 100’e yakin eserinin adi geçmekte olup bunlarin önemli bir kismi gerek onun ilginç kisiligini, gerekse Hanbeli mezhebinin tarihi birikimini gün isigina çikarma yönünden çagimizdaki insanlarin istifadesine sunulmustur.

Onun eserleri metotlu olus ve tertipli yazilis bakimindan hocasi Hafiz Ibnu Teymiyye’nin eserlerinden daha üstündür. Bunun disinda onun kitaplarinda tasavvuf tatliligi, akici ifade ve insan ruhuna isleyicilik daha çok bulunmaktadir. Herhalde bu onun tabiatinin ve ruhi yapisinin bir sonucudur. Onun ruhi yapisinda celalden (otorite) çok cemal (hosgörü) vardir.

Eserlerinin çok olmasi nedeniyle hepsinin ismini zikretmemiz mümkün degildir. Ancak her ilmi disiplinde önemli olanlarin isimlerini zikretmekle yetinecegiz.

Akaid:

-el-Kasidetu’n-Nuniyye: Ehli Sünnet akaidine ait 3000 beyit içermektedir.

-er-Ruh: Agirlikli olarak rüya, ölümle kiyamet arasindaki süre, kabir hayati ve ruh konusunu ele alir.

-Hidayetu’l-Hayara

Ahlak ve Tasavvuf:

-Medaricu’s-Salikin

-Ravzatu’l-Muvakkiin ‘an Rabbi’l-Alemin

-Ahkamu ehli’z-Zimme ve’l-Fürusiyye

-Hükmü Tariki’s-Salat

Tefsir:

-et-Tibyan fi Aksami’l-Kur’an

-Esmau’l-Kur’an

-Tefsiru’l-Fatiha

-Tefsiru’l-Muavvezeteyn

Hadis:

-Tehzibu Sünen-i Ebi Davud

-el-Menaru’l-Münif

Zadu’l-Mead:

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hayati, günlük yasayisi ve uygulamalarindan çikarilan dini, ahlaki, hukuki vb. hükümlerinin yer aldigi ansiklopedik mahiyette bir eserdir. Eser, Siyer, Hadis, Fikih, Kelam, Tasavvuf ve ihsan kitabidir. Amel ve islah bakimindan Ihyau Ulumi’d-Din’den sonra belki de böyle çok yönlü bir kitap yazilmamistir.

Kaynaklar:

1.Islam Ansiklopedisi, TDV, C. 20, sh. 109-117

2.en-Nedvi, Islam Önderleri Tarihi, C. 2, sh. 425

Kaynak: Vahdet dergisi

   

Kategori: İslam Alimleri ve Evliyalar

hep haber

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hepsaglik